🚴♂️ Londra’da Bisikletle Efsane Bir Vlog Macerası!
Bu videoda Londra’nın kalbinde, bisikletle unutulmaz bir şehir turuna çıkıyoruz! Big Ben’den London Eye’a, Buckingham Sarayı’ndan Tower Bridge’e, Hyde Park’ın huzur dolu yollarına kadar Londra’nın en ikonik noktalarını pedal çevirerek keşfettim. Hem şehir atmosferini yaşadım hem de gezi boyunca gözlemlerimi ve düşüncelerimi sizlerle paylaştım.
🌍 Şehirde bisiklet sürmek isteyenler için ipuçları
📍 Londra’nın tarihi yerleri hakkında bilgiler
📸 Vlog tarzında eğlenceli görüntüler ve samimi anlatım
Bu vlogda hem Londra’ya seyahat planlayanlara ilham olacak hem de şehir yaşamını sevenlere keyifli bir deneyim sunacak bir içerik hazırladım. Videoyu beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın! 🙌
👇 Sizce Londra’da mutlaka görülmesi gereken başka yerler nereler? Yorumlara yazın!
#LondraVlog #BisikletVlog #LondonBikeTour
Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın:
https://www.youtube.com/channel/UCnhNJ5aRRhCo3Gjw6IyEMUw/join
📺 Sosyal Medya ve diğer kanallarım:
Kick: http://kick.com/mithrain
Instagram: http://instagram.com/cemkarakoc
Twitter: http://twitter.com/mithrainn
Discord: http://discord.gg/mithrain
Twitch: http://twitch.tv/mithrain
Sponsorluk: mithrainn@gmail.com
Herkese yepyeni bir Mito Vlogdan merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlerle birlikte altımdaki bu binlik canavarla yemin ediyorum dünyanın en saçma kanalıyız ya. Bir video açıyorsunuz altımda ZX6R var. Bir video açıyorsunuz altımda bisiklet var. Baba biz ne saçma bir kanal olduk böyle ya. Şimdi buradan sola gideceğiz. Evet sevgili arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz. Bugün çok keyifli bir video sizleri bekliyor olacak. E şimdi öncelikle neden altımızda bisiklet var? Londra’da neler yapıyoruz? E bunlardan zaten videonun ileri kısımlarında bahsedeceğim ama bu videoda ne yapacağımızdan bahsedeyim. Bu videomuzda sizlerle birlikte Londra’da böyle fin atıyor olacağız etrafta ve böyle güzel turistik yerleri, görülmesi gereken yerleri hep beraber geziyor olacağız. Şöyle soldan soldan gidiyoruz. Bildiğiniz gibi İngiltere’de trafik soldan akıyor. Adamların her şeyi ters. Celsius yerine Fahrenheite kullanıyorlar. Kilometre yerine mil kullanıyorlar. Trafik de sağdan yerine soldan akıyor. Bilmiyorum abi. En marjinal sizsiniz kanka. Tamam kankacığım. En marjinali sizsiniz. Ha bir de benim şu anda kamera göğsümde. Bisiklette olduğum için bir kask takmadım. O yüzden göğsümde yani. O yüzden kafa hareketlerimi görmüyorsunuz. Sabit bir açıdayız diyorsunuz. Şuradan sağa dönelim ve caddeye bağlanalım. Altımdaki makineden bahsedeceğim bu arada. Canavar gibi bir şey. Uçuyor, kaçıyor. Acayip bir olay. Şöyle hemen ben seni sağlayayım. Burada biliyorsunuz artık sollama yok, sağlama var. Filtreleme var bu arada. Yani baktım bayağı motosikletler, bisikletler bayağı bayağı filtreliyor. Hatta şöyle söyleyeyim eğer önünüz müsaitse kırmızı ışıkta falan da çok beklemenize gerek yok. Bayağı yayalar da aynı şekilde bisikletler de hep kırmızı ışıkta patır kütür geçiyorlar da. Burası birazcık böyle yol ağzı olduğu için burada geçilmiyor ama çoğu yerde kırmızı ışıkta geçtiğimi görebilirsiniz bu video içerisinde. Sizlerle bu arada nereye gidiyoruz biliyor musunuz? Şu an görüyor musunuz bilmiyorum ama şurada bir tane Big Ben adlı saat kulesi var. Oraya götüreceğim şimdi sizleri. Bak gidiyor. Kırmızı ışık yanıyor. Gidiyor ama yine de. Çünkü o sola gidiyor. Ben sağa gideceğim için bekliyorum. Bak o da gitti. Gördünüz mü? Kandırmıyorum abi. Bizde her şey gerçek ve her şey doğrular konuşuluyor bu kanalda sadece. Bir de videoda ben çok fazla böyle bağırıp enerjik olamayabilirim. Hafif hafif arada böyle ses tonum düşebilir. Onun da sebebi eee kaskım olmadığı için. Şimdi ben konuşunca herkes bana bakıyor. O yüzden e birazcık daha böyle sakin konuştuğum bir video olabilir. Haberiniz olsun. Şimdi şuradan. Ablam bak kırmızı. Çok yanlış bir kırmızı. Şöyle ben buradan bağlanıyorum. Sol taraftan yardıranzi. Bak mesela o köprüdekiler boşuna bekliyor. Abi hiç beklemeyin baba bas. Biz şimdi otobüs e linelarını ya bütün her yeri kullanabiliyor bisiklet. Bisiklet inanılmaz bir ayrıcalığı var arkadaşlar. Londra’nın zaten e bu birinci bölge olarak geçiyor. Londra böyle bölge bölge ayrılmış. Bu birinci bölgede bisiklete de teşvik ediyorlar insanları. Zaten burada belli bir yaşın üstünde araç yok. Araçların çoğu elektrikli. Eee, bir de bisiklet yolu yapmışlar her yere. Bisikletlere bayağı ayrıcalık ayrıcalık tanımışlar. Yani bir yerden bir yere arabayla 15 dakikada gidiyorsanız bisikletle 13 dakikada falan gidiyorsunuz. Yani öyle söyleyeyim. Acayip güzel. Şimdi şurada bir top speed denemesi yapacağım arkadaşlar. Hazır olun. 30 limitör var bu arada. Maksimum 30 yapabiliyoruz. E bir de bisiklet elektrikli değil. Şöyle elektrikli değil aslında elektrikli de elektrik destekli bir bisiklet. Pedalı ilk başta basıyorsunuz ondan sonra yumuşuyor yavaş yavaş siz bastıkça pedala çok yumuşaya yumuşaya böyle hafifçe döndürüyorsunuz yine. Yani aşağıda şu anda bu şekilde pedalı döndürüyorum aslında ama çok hafif. Ne oluyor yahu? Abi burada da ayrı bir eylem var. Filistin eylemi var. Biz neyin içine düştük [Müzik] bu arada? Japonya’ya gittiğimde de eee Filistin, İsrail protestoları vardı. Buraya geldim. Burada da yine tam ortasına düştüm. Onun da ayrı bir yoğunluğu varmış demek ki bugün bayağı. Bak bak bak artis bak artise. Görüyor musun? Ön kaldırarak gidiyor bu arada. Şöyle ben sağlayayım seni yine. Tabii siz kafa hareketlerimi görmüyorsunuz. Ben bakıyorum sağa sola da. Bisiklet fiyatları da şöyle. Eğer direkt kullandığınız kadar ödeme yaparsanız ben dün 2 saat kullandım. 20 küsur pound verdim. E bugün ama dakika satın aldım. Dakika çok ucuza geliyor. Bugün 200 dakikayı 15 poundda satın aldım. Böyle bir şeyi var. Zili. Önünüzde bir tehlike gördüğünüz zaman şurada zil var. Onu böyle bir çıt çıt yapıyorsunuz. Ötüyor. Evet geldik arkadaşlar. Burası Big Ben. Londra’nın sembollerinden birisi. Şurada görmüş olduğunuz saat kulesi ve eee bir de burada bir tane de dönme dolap neredeydi lan? Ha şu arkamda kaldı. Onu da göstereceğim şimdi sizlere. Sağ arkamızda kaldı. Önce bir Big Ben’i görelim. Ay Londra’nın merkezi noktalarından biri. Bu arada hafta içi şu anda hafta sonu değil kalabalığı görüyorsunuz. Londra inanılmaz kalabalık bir şehir. Çok fazla turist var. Yani zaten şu anda turist sezonu. Mimarisi çok güzel bu arada. Zaten gezerken etraftaki binalara dikkat ediyorsunuzdur. Binalar hiç yüksek değil. Böyle üç katlı, beş katlı binalar sadece. Ve gökyüzünü her yerden görebiliyorsunuz. Onu çok güzel yapmışlar. mimarisi çok iyi. Çok fazla Türk var. Yani sürekli böyle yolda yürürken yanınızda böyle 10 dakikada, 15 dakikada bir Türkçe duyabilirsiniz. Çok fazla Türk arkadaşımız yaşıyor. Şimdi Big Ben’i terk ediyoruz. Buradan sizleri Buckingham Sarayı’na götürüyorum. Buckingham Sarayı yani bahçesi falan çok güzel. Sarayı da bayağı yakından görebiliyoruz. Oraları da bir turlayalım sizinle birlikte. Oradan sonra da bir tane köprü var. Aslında havanın kararmasını bekliyorum birazcık oraya gitmek için. Çünkü gerçekten çok güzel gözüküyor. Burada karşıya dümdüz gideceğiz. O yüzden geçemiyorum. Bak kırmızıda çok yerden geçebiliyorsunuz da burası problem. Bugün inanılmaz bir kalabalık var bu arada ya. Hafta sonu gibi. Bugün niye bu kadar kalabalık ki acaba? Diğer tarafa yeşil yandı. Buradan sağa gitmemiz gerekiyormuş. Bu arada yolda bayağı bir çizgi var. Yoldaki çizgileri takip ederseniz kaybolmazsınız. Ama zaten e yani bisikletlere çok fazla ayrıcalık tanındığı için çok bir sıkıntı olmuyor yani. Tabii yine de böyle şey yapmayın. milletin üstüne sürmeyin. Yayalar da ayrıcalıklı ama yani hiç böyle sıkıntı olmuyor. Araya dereye gir, terse dön, şuradan git. Daha kimse uyarmadı yani. Ne yapıyorsun birader diye. Çünkü çok fazla da turist var. Yanlış yola giren de çok fazla kişi var. Şimdi millet alışmış sağ şeritten gidiyor. Kendi ülkesinde biri pedalını düşürmüş. Onun için çok fazla yanlış şeride giren de görebiliyorsunuz. Burada beklenmez baba işte. Bak. Yanlış yapıyorsunuz. Burada beklenmez baba. Evet. Buckingham sarayına doğru giderkenki bahçe. Oğlum o kadar güzel ki ya. Bak ülkede her yere bahçe yapmışlar. Adım attığınız her yerde böyle devasa bahçeler var. Ormanlar, parklar var. Nefes alınabilir bir şehir yapmışlar. Gerçekten havası da çok iyi şehrin. Tertemiz bir hava çektiğini hissediyorsun ya bildiğin. Şu keyfe bak abi. Mis gibi ya. Bak şimdi susacağım. Sesi dinleyin. Hiç ses yok değil mi? Bu arada parkta bahçedeyiz diye değil ha. Şehir de böyle normalde. Bak şurada taksi gidiyor mesela. Eski klasik Londra taksisi görünümünde ama elektrikli mesela. Adamlar eee bütün toplu taşıma araçlarını elektriğe çevirmiş ama görünüşlerini de klasikte tutmuşlar ki şehrin dokusu bozulmasın ama arabadan hiç ses çıkmıyor. Şehirde ses yok. Yani herkes zaten bisiklet kullanıyor ya da elektrikli araba kullanıyor. Özellikle bu 1inci bölgede Londra’da böyle bölgelere ayrılmış durumda. Burası birinci bölge. Böyle turistik yerlerin olduğu işte Buckingham Sarayı, Big B, London Eye ya da işte Tower Bridge vesaire. E bu bölge birinci bölge. Burada zaten belli bir yaşın üstünde araba giremiyor. Genelde zaten elektrikli araba kullanılıyor. Millet bisiklet kullanıyor. Yani gerçekten çok acayip yapmışlar ya ülkeyi. Gezerken böyle bir sakinlik çöküyor üstünüze. Çünkü ses yok yani ülkede. Rüzgar sesi var şu an bir o kadar. Eee, buraya kapalı ama. Can we go? Ok. Kafa selamımızı da verdik. Ha burayı kapatmışlardı. Bu arada dün e İngiltere kadın futbol takımı dünya şampiyonu oldu sanırım. E maç yok dün değil iki gün önceydi galiba. Benim buraya ilk geldiğim gün olabilir. Orada şey yapıyorlardı. Bayağı bir etkinlik böyle ekranlar vesaire kurulmuştu. Bugün de kutlamaları var sanırım. Çünkü bütün kadınlar forma giyip sokaklara çıkmışlar. Şu anda biz şuradan gidebiliyoruz herhalde ya. Şöyle şu Japonya’da olsak asla denemeyeceğim şeyler ama İngiltere birazcık daha İstanbul’a benziyor bu arada bu konuda. Ablacığım bir çık da geçeyim ya. Hadi. He. Evet. Burası Buckingham Sarayı’nın da olduğu yer. Yanlış hatırlamıyorsam şu az ileride olması lazımdı. Evet. Burası böyle kocaman bir cadde. Burası kapatılmış. Bayağı bir kadın nüfusu yoğun şu anda. Kadın futbol takımı şampiyon olduğu için kadınların ekstra bilgisi var galiba. Hepsi böyle İngiltere formalarını giymiş geziyorlar. Şurada güzel bir orman var. Zaten her yer bahçe arkadaşlar İngiltere’de. Ama her yer yani her adım attığınız yer devasa ormanlar, bahçeler. Çok güzel gözüküyor. E burası Buckingham Sarayı bu arada. Dur bakayım size gösterebilirsem bir göstereceğim. Bir saniye. Aha sizlere Buckingam Sarayı. Evet bisikletimizi bir durduralım önce. Dakikadan yiyor çünkü kilometreden değil. Tamam. Bisikleti bir durdurdum. Şu arkadan kaldırıyoruz. Hop. Ayaklığını alıyoruz. Bisikletimiz burada. Böyle birazcık dursun. Ben de o sırada sizlere Buckingım sarayını çekeyim. İşte karşınızda Buckingım sarayı sevgili arkadaşlar. Belli günlerde buranın önünde nöbet değişimi oluyor. Bir tören oluyor bildiğiniz gibi askerlerin böyle yaptığı. Bugün yoktu. Yarın olursa bir gelip çekmeye çalışacağım da bazı günler yapıyorlar bazı günler yapmıyorlar. Onun günlerini bir öğrenmek lazım aslında. Bu da önündeki heykel şu şekilde. Bu kadar bakingamım saray yeter. Zaten çok da görülecek bir şey yok yani. Bu bina önünde de bir iki tane nöbetçi var. Hatta buraya çok uzaksanız İstanbul’da Sarıyer Maslak’ta bir devlet binası var. MIT binasıydı galiba yanlış hatırlamıyorsam. Oraya giderseniz bu binayı çok andırıyor. Yani tıp atıp benzeri gibi bir şey. Orayı bir ziyaret edebilirsiniz. Onun dışında da başka bir şey yok zaten. Şimdi buradan sonra da Tower Bridge’e gidiyoruz. Havanın birazcık kararmasını bekleyeceğim de burada da hava saat 10’da falan kararıyor. Şu anda saat daha 6.30. Hava kararmıyor burada arkadaşlar. Neyse yolculuğumuz devam ediyor. Buradan Tower Bridge’e gidecektim ama Hede Park çok yakında. Hede Park da Londra’nın en iyi parkı diyorlar. E ben oraya gittim zaten ama çok büyük olduğu için her yerini gezemedim. Belki bisikletle daha çok yerini gezebiliriz. Bir Hede Park’a da gidelim sizinle birlikte. Ay ay ay. A bak burada bile bağırtabiliyorlar egzozları. Biz bağırtamıyoruz ya. Oğlum çok eğlenceli lan. Vallahi billahi Londra’da bisiklet kullanmak çok eğlenceli. Şuradan da çıkarım. Hop. Bu kafile galiba H park kafilesi ya. Aynen öyle. Baksana abi yani. Yayalar neyse bisikletler de o bildiğin ya. Burada hop parka büyük bir bisiklet çetesi girdi şu anda. Çok keyifli ya. No problem. Bizde de var yani dayı İstanbul sürücüsüyüz. İstanbul şoförüyüz hocam. Biz öyle önümüze atladım, mönümüze atladım bize komaz. Evet arkadaşlar burası H park. Kocaman bir park yani alabildiğine gidiyor. Diğer tarafı var ortada. Göl möl bir şeyler var. Kazlar var orada. Şimdi gezeriz oraları da zaten. O nasıl o kadar hızlı gidiyor ya? Ha o kendi bisikletiyle geziyor baksana. Ben basıyorum basıyorum. Bastıkça bu arada sertleşiyor pedal. normal şeyini alıyor. Yani sizden güç almaya başlıyor. Çok fazla basarsanız pedala şarjını çok yemiyor. Evet, High Park’a geldik. Şunu kapatalım. A telefon tutucusu kendinden var bu arada bisiklette. Çok güzel. İnanılmaz yani. Bak kocaman bu telefon. Ona rağmen çok rahat takabildim. Bir küçük mola verdim. Kameranın lensini değiştirdim. Şimdi ağaçlardan dolayı gölgeli kalan. Bir de hava yavaştan kararıyor. Videomuz karanlık olmasın. Eee, bir de şimdi tabii ki merak ediyorsunuzdur. Neden motosiklet değil de bisiklet kullanıyoruz? E aslında tabii ki ben burada bir motov vlog çekmek istiyordum. Bununla alakalı da birçok motor kiralama yeriyle iletişime geçtim. Fakat biri birine yönlendirdi, öteki ona yönlendirdi derken bir tane buldum. 29’unda evet müsaitiz dediler. O dedim süper. Ben de hani bana belki daha fazla motosiklet seçeneği sunarlar, kolaylık sağlarlar diye dedim ki ben motov vlogger dedim. Motov vlog da çekeceğim dedim. Ulan demez olaydım ya. Dedi ki biz size o zaman motor kiralayamayız. Lan ne? Normalde tam tersi olması lazım. Evet biz size motor kiralamak istiyoruz. reklamımızı yapın demeleri lazım. Dedi ki abi bizim eee işte sigortacımız işte motovlog’un kas kamerasının dikkat dağıtıcı bir etken olduğunu düşündüğü için yani böyle motovlog çekenlere e maalesef eee kiralama hizmeti sunmuyorlar dedi. Dedim ne? Sonra dedi ki şura var dedi. Burayla iletişime geçebilirsiniz dedi. Artık ben de dedim ki uğraşamayacağım. Gittiğimde belki bulurum dedim. Eee fakat geldiğimde geçtiğimiz gün yani dün bir bisiklet kiralayalım dedik. Gideceğim yer birazcık uzaktı. Abi bisikleti bir kiraladım. Dedim ki abi biz niye motor kiralıyoruz ki? Hiç gerek yok. Gerçekten hiç gerek yok motor kiralamaya. Abi bir şehirde zaten bisikletler ayrıcalıklı yani her yere herkesten daha hızlı gidebiliyorsun. Motor sıkıntı şimdi tamam trafik soldan akıyor. Bisiklette güzel kullanıyoruz ama bisiklette her yere gir çık. Motor şimdi öyle değil. Bir de hız limitleri var zaten şehirde. A burası da göl. Şurada bir göle maya çalacağım. Bisikletimizi bir durduralım. 67 dakikan kaldı diyor. 9 10 dakikadır kullanıyorsun diyor. Okey. Evet arkadaşlar burası da göl. Gerçekten insanın içi huzurla doluyor. Şuraya bak ya. Böyle ortada koca bir göl var. Soldan sağdan komple park gidiyor. Böyle insanlar aileleriyle, çocuklarıyla, sevgilileriyle şu pedallı tekneden kullanıyorlar. Kazlar uçuyor. Martılar var. Çok sessiz, huzurlu, güzel bir yer yani. Vay be. Neyse ben ağlamadan gideyim. Huzurdan ağlayacağım şimdi. İnanılmaz bir yer. Hadi d. Kız bana vakt güldü. Bu arada you are not in a parking area diyor. Böyle istediğiniz her yere bırakamıyorsunuz. bisikleti. Böyle belli park alanları var ama her yerde var zaten. Böyle işte mesela Buckingham Saray’ın önüne bırakamıyorsun ya da böyle Hede Park’ın ortasına. Gerçi bak şurada var. Hemen ortasına dedim de tam ortasına koymuşlar. Her yerde bisikleti bırakabileceğiniz yerler var zaten. O yüzden hani nereden aldım, nereye bırakacağım, bisikleti nasıl bulurum falan hiç dert etmeyin yani. Çok güzel ya. Kesinlikle bak gelirseniz bisiklet kiralayın ha. Motoru falan boş verin ya. Motorla da belki keyifli olur da motorla nasıl güzel olurdu biliyor musunuz? Ben burada zaten bir story attım. Dedim ki hani Londra’da motorcu arkadaşlar var mı diye sordum. Hani çünkü şöyle güzel olurdu. Benim önümde bana eşlik edecek, bana rehberlik yapacak bir motosiklet olsaydı en azından gazlayabileceğimiz yerleri falan da o bilirdi, gösterirdi. Ona göre giderdik. Yoksa ben şimdi tek başıma burada motor kiralasam büyük ihtimalle sakin sakin kullanacaktım. Ama bisiklet öyle mi? Baksana bak bak. Hareketlere bak. Çok eğlenceli ya. Gerçekten çok eğlenceli. Bu arada ben sabahtan beri bisikletteyim ha. Dün bir işte tadını aldım bisikletin. Büyük ihtimalle eve dönene kadar da ben bu bisikletten inmeyeceğim yani. Şuradan ineyim. Kırdım bisikleti. Abi şu mimariye baksanıza ya. Bir de bisiklet kiralayacağınız zaman e kiraladığınız bisiklet gacır gucur edebilir. Sağlamını bulmaya çalışın. Ben mesela vlog çekeceğim için ilk iki tane kiraladım. Abi gacır gucur takır tukur. O kadar çok ses yapıyorlar ki. Şehir o kadar sessiz ki vlog çekemiyorum. Bak konuşacağım birazcık sesli konuşuyorum bir şey anlatırken de herkes dönüp bana bakıyor ya. O yüzden yani böyle bazen sesimin tonu azalırsa anlayın ki çok sessiz. Ben de çok konuşamıyorum yani. Bu arada şehirde çok fazla müze var. Eee müzelere gidin. Hepsi ücretsiz. Tamamen ücretsiz müzeler. Sadece özel sergiler oluyor. O özel sergiler paralı olabiliyor. Buradan sağdan devam edelim. Zaten sola dönüş yasak diyor. Heh. Bağırın abi biraz kahkaha atın. Bir şey yapın. Eee onun yanı sıra ha bu arada şey yazacaktım. Dur Tower Bridge’i yazalım şurada navigasyona. Bir de bunun dönüşü var ama yapacak bir şey yok abi. Göstereceğim size o tower bridge’i. Oradan bir geçelim. Dün gece geçtik yayında. Çok keyifliydi. 37 dakika gidiş. Bir de 37. Bunun dönüşü var da neyse sıkıntı yok. Orayı göstermem lazım size. Müzeler diyorduk ücretsizler ama sadece bir iki tanesine bilet almanız gerekebiliyor önceden. O da yoğunluk varsa. Mesela ben bugün National Galery’di galiba bu Rembrand, Leonardo da Vinci, Vango bir sürü tablo var ve müzeler bu arada hani öyle eften püften müze değil. İnanılmaz güzeller. E oraya gittim. Biletimi de almıştım ama hiç sormadılar bile bilet. Çünkü çok yoğun değildi bilet. Sadece çok yoğun dönemlerde işinize yarıyor ama siz yine de öncesinden alın biletinizi çünkü zaten bedava. Şimdi bu kadar ödüğün hiç mi kötü bir şey yok diye soracaksanız yani ben buraya sıkılırım diye geldim arkadaşlar. Normalde ben dördünde dönüyordum. Onu birine çektim. Yani dedim ki bu Bayer beni hava kasvetti falan da yani abi adamlar şehri öyle bir tasarlamış ki binalar vesaire çok kısa. Aa nereden geçiyoruz öyle yahu? Bak yine bir parka giriyorum. Dur anlatacağım. Yanlışlıkla ding yaptık. Allah baksana abi adamlar şehri öyle bir tasarlamış ki her yerde park var. Her yerde böyle ormanlar, bahçeler var. Hani biz böyle İstanbul’da 1+0 stüdyo dairede yaşıyoruz. Bunlar böyle ü katlı villada yaşıyormuş gibi bir vibe veriyor. Yani şehir şehrin öyle bir vibe var. Yani rahat böyle havadar. Hava ne kadar kasvetli, gri olsa da şehir planlaması o kasveti ortadan kaldırıyor yani. Uf bu neymiş ya böyle? Abi baksanıza hiç alakasız. Nereye geldik böyle? Abi çok iyi yapmışlar ya. Aa he Royal Albert Hall. Biz az önce bunun önünden geçtik. Şimdi de bu tarafındayız. Yani kötü olarak şehirde ya pound pahalı ama Türkiye ile fiyatları kıyasladığınız zaman hemen hemen Türkiye ile eşit yani normal yemek fiyatları vesaire baktığında. Ben neden Londra’ya geldim ondan da bahsedeyim. Gerçi hem yayında hem Instagram’dan da duyurdum. Yani hala da bilmiyorsanız siz beni sevmiyorsunuz, takip etmiyorsunuz demektir de neyse yine de söyleyeyim ben sizlere. E bildiğiniz gibi Battlefield diye bir oyun var. eee, onun yenisi çıkıyor. Battlefield 6. EA Games’te bu oyunun lansmanına davet etti beni. Eee, ben de buraya onun için geldim. Hatta böyle bir 3 gün önceden geldim. Hem hazır gelmişken birazcık Londra’yı gezeyim, göreyim dedim. Sonrasında da etkinliğe katılacağım ve geri döneceğim İstanbul’a. Yani Londra’ya zaten 3 gün bence yeter. Eee, hatta iki günde, bir günde bile çok sıkıştırırsanız Londra’nın tamamını dolaşabilirsiniz diye düşünüyorum. Hani bütün müzeleri vesaire gezemezsiniz. Çünkü mesela dediğim gibi bugün gittiğim sanat galerisi, o tablolar vesaire oraya yani 3-4 saat gez abi. Bir de yarın British Müzeum’a gideceğim ki Briti Müzeum bana 4 saatte falan anca bitirilsin diyorlar. Bakacağız yarın. British Müzeum en yoğun ve kalabalık olanı. Oraya kesinlikle bilet almanızı öneririm. Ben şimdi oraya da bilet aldım. Hani biletler böyle kapış kapış da gitmiyor yani. Ertesi güne bile bilet alabiliyorsunuz. Şuraya geçtim abi. [Müzik] Adam yürüyen radyo istasyonu abi. Bak ben bu Londra’da yaşasam giderim kendime bir tane böyle karbon bisiklet alırım. Üstünden de inmem ya. Vallahi çok keyifli yani. Şehir bildiğin bisiklet sür diye yalvarıyor sana. Çok iyi. Çok iyi. 7 6 5 4 3 2 1 geçtik. Easy easy. Bu da Hde Park’ın diğer tarafı. Burada böyle bir anıt gibi bir şeyler var. Ülkeler yazıyor ama ne olduğunu bilmiyorum. Burada çelenkler var. Burayı dün gezmiştik. adam var. Dikkat et bana. İyi günler. Diyorum abi. Çok fazla Türk var ya Almanya’dan sonra en çok acaba İngiltere’de mi Türk var ya? Olabilir. Bu arada biz yine Buckingham Sarayı’na geldik. Burada bisikletten iniyoruz. Elimizde götürelim bisikleti. Ne olur ne olmaz ezmeyelim birini. Şimdi hava tam olarak istediğim kadar kararmadı henüz. Bu arada bak motorları hep herkes bağırtıyor. Ha bak bu da bağırtıyor. Akrapovi takmış şeye, scootera. Yuh! Japonya’da da öyleydi bak. Japonya’da da şehir planlaması falan her şey çok güzeldi. Tokyo’da böyle hani refah seviyesi de yüksek. Saygı, disiplin, her şey var. Bak kırmızı yanıyor ama hiç araba yok etrafta. Egzoza hiçbir şey demiyorlar ya. Adamlar bak bu kadar düzenli şehir vesaire kurmuş. İnsanların böyle şeyini düşünüyorlar. Konforunu düşünüyorlar ama mesela bağıran motora bir şey demiyorlar. Çok ilginç. Bizde hemen sanki her şey normalmiş gibi. Saat sabahın 7’sinde Hilti çalışmıyormuş gibi bizim sokakta. Biz de motorun bağırmasını geçtim. Stok egzozuna ceza yazılıyor ya bizde. Kafayı yiyeceğim. Böyle bir şey olamaz. Yani ülke normal bir ülke ama adam öyle bir mimari yapmış, öyle bir şehir planlaması yapmış ki çok güzel olmuş. Biz içine sıçmaya çalışıyoruz İstanbul’un müthiş çarpık kentleşmemizle. Hala tam olarak sıçamadık. Hala çok güzel bir şehir İstanbul. Bir de bunlar gibi özen gösterdiğimizi düşünsenize İstanbul’a acayip bir şehir olurdu. Şurayı hızlı geçersem güzel olur. Hah. Bir tane demirden kule dikti diye Paris’e turizmin başkenti alıyor. Biz de cennet şehrin içine sıçıyoruz. Bak yine sinir oldum. Bak ara ara geliyor bu bana. Şurada çok güzel bir kale var. Ne kadar görüyorsunuz bilmiyorum ama power bridge’e geldik. Ne oluyor be? Aynin arar mı? Patlata patlata gidiyor Espinarla. Şuradan sağdan gidelim. diyor ki, “Sağa dönüş yasaktır.” diyor. Otobüsler, taksiler ve bisikletler hariç. Sonunda Tower Bridge’e gelebildik. Evet, şu önümde görmüş olduğunuz güzel köprü Tower Bridge oluyor. Şurada da kale var bir tane. Bu kale de çok tatlı gözüküyor burada. Yani şu anda durup burada sizi elim inen çekmek isterdim ama çok müsait bir yer değil. Çok tatlı. Burası akşam daha güzel oluyor ama kararmıyor dediğim gibi hava. Şu anda saat 7’yi geçti ama hala kararmıyor. Aynı yani hep aynı düzlemde gidiyor. Kapalı ya bir de hava. Öğlen 300’te de böyle akşam 7.30’ta da böyle. İlginç bir havası var. Filtreleme yapmak çok keyifli. Hani serbest olması zaten bu kadar bisiklet varken filtrelemeyi engellemeleri saçma olurdu. Ya bisikletler gerçekten çok avantajlı bu trafikte. Tower Bridge’e hoş geldiniz sevgili arkadaşlar. Galata Köprüsü bir tık daha iyi diyebilirim. Güzel bir mimari yapmışlar ama ya. Şöyle yapalım şuradan. Umarım gelen o yoktur. Yok. Bak burada yaşasam ben öndeki dayı gibi olurum. Kafama direkt o bisikletçi kaskından alırım. Bak bisiklet ayakkabısı da var. Gördün mü? çıt diye mıknatısla hemen pedallar ayağına oturuyor. Çok güzelmiş. Bu arada altımızdan da Thes nehri geçiyor. Onu şu an gösteremiyorum ama oraya sığmazsın reis. Bir yokladı da orayı. Yemez orası. Otobüsün arasına girme. Yapma reizim. Aç yolumuzu. Hadi sal. Ben İstanbul çocuğuyum. Açayım önünü. İki otobüsün arasından geçer mi? Geçer mi? Geçer. Aha geçti lan. Türkmüş. O da İstanbullu. Evet. Tower Bridge de bu şekildeydi. Böyle güzel bir mimari yapmışlar bu köprüde. Hoş bir köprü. Baksanıza zaten bayağı kalabalık etraf. Şehirle alakalı kötü olarak çok hırsızlık olduğunu söylüyorlar. Özellikle kapkaç eee böyle yol kenarında falan elinizde telefonla dolaşmayın. Eee hani bu 1inci bölgede şu an pek yokmuş öyle bir şey de diğer bölgeler yani uzaklaştıkça birinci bölgeden bu kapkaç olayları birazcık artıyormuş. Negatif onu söyleyebilirim. Benim başıma gelmedi ama bana söylenen o. Onun dışında dediğim gibi yani ülkeyle şehirle alakalı eee böyle hani negatif hoşuma gitmeyen bir şey olmadı. E ama olursa bunu da tabii ki bir sonraki London vlogumuzda sizlerle paylaşıyor olurum. Videomuzun da yavaştan sonuna gelelim sevgili arkadaşlar. Umarım keyif aldığınız güzel bir vlog olmuştur. Ben çok eğlendim bu bisikleti sürerken. Hala da eğleniyorum gördüğünüz gibi. Oğlum o bu arada pedal çevirirken yatırıyorum ya. Şimdi motora alışkanlık oldu. Eskiden gidonla dönerdik. Şimdi yatırarak dönmeye çalışıyorum. Pedal sürtüyor sürekli. Neyse sevgili arkadaşlar umarım keyif almışsınızdır. Bir sonraki videolarımızda görüşene de kendinize çok iyi bakın ve lütfen bu videomuza bir like atıp yorum bırakmayı unutmayınız. Londra ile alakalı siz de fikirlerinizi yazabilirsiniz. Yol bitti lan. Video da bitti, yol da bitti. God damn brother. God damn brother. Kendinize iyi bakın arkadaşlar. Bir sonraki videolarımızda görüşene dekek hoşça kalın. Bay bay. Yeah.
30 Comments
adaamsın
Uln şu memlekete bak
Bizde böyle olabilirdik yediler bitirdiler canım türkiyemi
Ellerine sağlık gerçekten çok keyif alarak izledim.
bu kanailini ilk defa gordum abi/ kolay gelsin. bi karbon roadbike alıp denesen yakisir bence/ güzel gezmeler
15:55 kiz hic siklemdi aqa ne gulmesi
kabul edelim hepimizin Londra ya taşınası geldi acayip huzurlu şehir
çanakkale bi gun sen de boyle olacaksin
Bizde de ormanlar parklar var ama yanıyor nedense
Çok iyi olmuş 👍
Abi çünkü bizim ülkeye para lazım oyuzden egzoza ceza yazıyor lar
İnsanın içini açan bir ülke değil ya..
Birgün seni de bekleriz Filistin protestolarına. O duyarlılık var sende
London mito londonn
15:41 inanılmaz bir yer 🙂
Bu Bir Destek Yorumudur
Mito senin ülken de dünyayı sömürseydi, böyle ferah ve lüks bir şehir planlaması ve mimari yapabilirdi..
Özendik be baba
26:38 aha türkmüş diyişi 😀
mitoo oxford'a gel misafir edeyim
yok mu londra ya taşınman
Volta VSM'yi tek geçerim
cg gibi motorların egzozları çok gürültülü ve rahatsız edici ama akrapovic felan bunu güzelleştiriyor yasak olamamalı, benim stok daha gürültülü polisler orjinal mi diye soruyor hep debrajı sıkmaktan kolum yoruluyor
Ülke Medeniyet,Hoşgörü,Saygı Kokuyor Resmen… Kapalı Yollar Hariç Videoda Trafik Polisleri Çevirme Atmamış Bizde Olsa Her Köşe Başında Duba Olurdu :)) Eline Sağlık Mitom Senin Sayende Yine Çağ Atladık :))
yalnız o saydıkların usa mito
Lan tek takip ettiğim en sevdiğim tek bir videosunu izlemeden geçmediğim tek ADAM sın seviyorum seni mitooo
Mito sanki ben gezmiş gibi oldum harbiden süper video olmuş 👍👋
Aq Mito kör müsün kırmızı yanıyor @06:05
Çok üzülüyorum böyle videolar izledikçe… Huzur dolu bir video olmuş usta eline sağlık
on numara şehir, bisiklet ile gezmek daha iyi şehir içinde dışında dağı taşı park, araba gerek bile yok . 1. bölgeye belli bir emisyonun veya yaşın üzerinden araç ile girince ceza yazıyorlar 😀 gelişmiş bir kamera sistemi var fark etmiyorsun bile eve geliyor .
mito selamlar, kullandığın ekipmanları nasıl öğrenebilirim?